10 Mart 2013 Pazar

kozmetik hikayeleri: Çekilişşşş Zamanı:))

kozmetik hikayeleri: Çekilişşşş Zamanı:)): Takipçi sayım 100e ulaşınca çekiliş yapmayı planlıyordum nihayet o gün geldi :) sevdiğim beğendiğim ürünlerden seçtim umarım memnun kalırsın...

13 Kasım 2012 Salı

Çılgınlar Gibi

Uzun zamandır film izlemiyordum...Hazır bu akşam yalnızken keyif yapayım dedim...Aldım şarabımı, pizza siparişini de verdim, filmimi de seçtim ohhh değmeyin keyfime....İnanın televizyon bile açmadım...Birbirinin kopyası dizileri, kötü haberleri izlemek, görmek istemedim... Şuan kafam öyle rahatki..Bunu sık sık yapmalıyım diye düşünüyorum...

Çok güzel bir aşk filmi izledim...Like Crazy 2011 yapımı bir film... Filmde farklı ülkelerden olan birbirine tutkuyla bağlı bir çiftin öğrencilikleri bittikten sonra ayrı ülkelere gitmeleri ve birbirinden bir türlü kopamamalarının hikayesini çok gerçekçi işlemişler...Bir sahne var ki ağladım...Bizde bu kadar zor olmasa da büyük ayrılık çektik yıllarca sevgiliyle...O ayrılıklar geldi de aklıma tutamadım... Zamanı 5 dklık uykuda bile harcamak istemezsin...Dursun zaman o an,sadece dursun istersin...Hele hele o ayrılma zamanı gelirse, o otobüs gelmesin diye bakarsın... Geride kalan sensen eğer işte o en zoru... Ama bunlar büyük sevgiler için büyük emek, kocaman bir sınav...Bu sınavlardan başarıyla geçtiğimiz için çok mutluyum... Anı olarak kaldılar... İlerde çocuklarımıza anlatacağımız güzel hikayeler...

Sözün özü bu filmi izleyin, mümkünse sevgiliniz o akşam dışarıdaysa izleyin ve özleyin....Filmin imdb puanı; 
6.7...

Bu akşamın anısı (şuan mide ağrısı çekiyorum o ayrı)...


12 Kasım 2012 Pazartesi

Özlediimmmm

Merhabaaaa

Uzun bir aradan sonra sonunda yeni post sevincini yaşıyorum.... Bayramlar geçti, tatiller bitti saatler geri alındı kış bile geldi ve artık sıcacık evlerimizde olmanın dayanılmaz keyifleri.... Kışın en güzel yanı evde oturup sıcacık çayınızı, kahvenizi içmeniz bence.... Tabii sokakta yaşayan evsiz insanlar içinde dua etmeyi unutmamalıyız...

Size bi oyundan söz etmek istiyorum... Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen İstanbul Efendisi... Yöneten Yedi Numara'dan tanıdığımız Engin Alkan... Ve oyunun en bomba oyuncusu ise Çağlar Çorumlu... Oyun inanılmaz komik... Danslar, müzikler... Müzikal gibi... Gidin bu oyuna... Normalde Kasım oyun programında yoktu ama Lüküs Hayat oyunu yerinebu ay Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde 28-29-30 Kasım ve 1-2 Aralık tarihlerinde tekrar oynuyor. Oyunda ayrıca Sevinç Erbulak çok güzel bir enerji veriyor... Benim bu oyuna 2. kez gidişimdi... Öneriyorum arkadaşlar...Oyunla ilgili bilgiler içn tık tık...



Yeni bir kitaba başladım, Ebru Tuay Üzümcü'nün Bir İlişki 50 Günde Nasıl Kurtulur?...Doğan Cüceloğlu'nun tavsiye ettiği kitaplardan... Kitapta evli ve 2 çocuğu olan bir çiftin evliliklerini, ilişkilerini sorgulamaları, mutsuzlukları ve terapiste girme kararları anlatılıyor. Gidiyorlarda... Kitabı da terapist yazıyor zaten...Ama çok akıcı bir dil, çok günlük yaşam....İlla ilişkinizin çıkmazda olmasına gerek yok, mutlaka faydası olacaktır...




Bugün yaşadığım bir olay sonucunda kendiliğinden ortaya çıkan bir söz var, "Bir insan, başkalarına verdiği değer, çevresindekilere verdiği değer, en önemlisi salt "insan" a verdiği değer kadar değerlidir..." benim sözümdür:))

Şimdilik bu kadar..En kısa zamanda yeni ve güzel paylaşımlarım olacak...Şimdilik bye bye...

11 Kasım 2012 Pazar

*Roseone: Çekilişime Katılmak İster misiniz ?

*Roseone: Çekilişime Katılmak İster misiniz ?:     Uzun zamandır çekiliş yapma telaşındaydım ve bu görmüş olduğunuz hediyeleri sizler için kendi ellerimle yaptım. En güzel hediye el em...

Çekiliş duyurusu... Bloğu takip edin derim...

****Yıldızlı Makyaj*****: görmeyen kalmasın:) giveaway;): yorumlarınızı lütfen sağda gördüğünüz resme tıkladıkdan sonra çıkan postun altına bırakınız;) çekiliş için 18 ocak blogumun d.gününü düşün...

2 Ekim 2012 Salı

Bloğum henüz yeni ya, daha minnacık bir bebek ya uzak kaldığım zamanlarda aklım hep onda... Saçma belki ama bağlanıyorum... Şuan belki de kimse beni takip etmiyor, yazdıklarımı okumuyor ama yine de garip bir şekilde sorumlu hissediyorum kendimi bloğuma karşı... ( Bana gülebilirsiniz)

Ben geçen zamanda anlayacağınız üzere diyetime devam edemedim... Takılı kaldım 62.1 de.... Yeni bir liste buldum, onu uygulayacağım... Farklı ve bana çok uygun bir liste... Acaba Pazartesi' yi mi beklesem diyorum, aslında hiç huyum değildir öyle Pazartesi bekleyeyim falan... Ama bu akşam 00:00 a kadar mesaim var.. Şuanda da çalışıyorum:)) Eve dönemiyoruz o saatten sonra bize tahsis edilen odamızda kalıyoruz, bu yüzden diyorum yarın sabah başlamasam... Zaten diyet kafada bitiyor bundan artık eminim.... Her neyse, zaten günlük hayatta bu muhabbetler hep dillerde daha fazla sıkmak istemiyorum...

Aslında size Çin'le ilgili bugün edindiğim bilgileri paylaşmak istiyorum... Çok sevdiğimiz bir öğrencimiz, geçtiğimiz yılı Çin'de geçirmiş. Oradaki bir üniversiteyle değişim programı yapılmış... Bugün ziyaretimize geldi sağ olsun (böyle vefalı öğrencilerin yeri ayrı)... 

Çin çok farklı bir ülkeymiş. Kültürel olarak bizden çok farklı... Öğrencimizin anlattığına göre temizlik hiçbir yerde yokmuş... İnsanlar çok pismiş.. 7 yaşına kadar çocukların pantolon ağları açıkmış, durduğu yerde rahatça yapabilsin diye... Öyle ki sokak ortasında yapıyorlarmış.. Anlamıyorum oralarda sinek olmuyor mu? Yoksa onu da mı yiyorlar:)) İğrençççç... Haliyle çok kokuyorlarmış.. Direk en kötü noktasından başladım yalnız...

Kırmızı et yok denecek kadar azmış... Olanlarda çok pahalıymış.. Tavuk eti varmış bol bol.. Sokakta kedi bulamazmışsın, aklınıza gelen şey evet... Onu bile yiyorlarmış.. 

Hımm birde aklıma gelmişken, Çin'de tek çocuk hakkı varmış insanların... Bu yüzden insanlar çocukları kız olacaksa eğer onu  doğmadan öldürüyorlarmış, erkek çocuk istedikleri için... Bu noktadan sonra zaten ben nefret ettim Çinlilerden... 

Birde kadın-erkek ilişkileri diğer medeniyetlerde olduğu gibi çok rahatmış.. Sevişmek için duygusal herhangi bir şeye gerek yokmuş gerçi bu bizde de böyle, bunu yadırgamıyorum.... Bu konular kişilere özel de... Kadınlar gelip "ben seninle olmak istiyorum" diyebiliyorlarmış... Bizde olsa "gideri var, eğlenilecek kız denilir, hemen değerlendirilir" Ama bizim çocuk tabiiki yapmamış... Aferin O'na... 

İnsan ülkesinden farklı bir yere gittiğinde Türkiye'nin değerini çok iyi anlıyor... Bunu bende yaşamıştım.. Minibüsteki arabesk müziği bile özlemiştim ben... Gerçekten ülkemiz gibi yok... Temiz, giderek azalsa da duyarlı, sevecen bir milletiz... Öğrencimiz de bunu anlamış:)


Çin'le ilgili öğrendiklerim bunlar... Hiç gitmek istemeyeceğim ülkelerden biri oldu Çin... Sanırım Çin'in en tatlı şeyi çekik gözlü bebekleridir:)) Baksanıza şunlara:)


28 Eylül 2012 Cuma

Parfümlerim gelmiş, hoş gelmiş

Sevgilimin bir müşterisi "Gülçiçek" isimli esans şirketinde çalışıyormuş, ilk geldiğinde numune parfümler getirmiş ki parfümler 50-75ml ölçülerinde...Bohem isimli olanı çok sevmiştim ama annem de çok sevdiği için kıyamadım ve anneciğime hediye ettim. 



Bugün sevgili sevgilim elinde Gülçiçek çantasıyla karşılarken beni sevinçten havalara uçtum:)) Eve geldim ve hepsi yep yeni, farklı 3 parfüm... Benden mutlusu yok o an....

Bu şirketin parfüm satışı yokmuş. Esansları yurtdışına ihraç ediyormuş... O yüzden hiçbir yerde bulamayız malesef... Umarım Türkiye'de de satış yaparlar...

Bu akşam yalnızım, sevgilim arkadaşlarıyla Kumkapı eğlencesi yapıyorlar. Bende yalnızlığın tadını çıkarayım dedim..Tabiki bu tadın içerisinde Blogger var ve tabii bir Behzat Ç...

Önümüzde kocaman bir haftasonu var... Bizde herhangi bir plan yok, genelde olmaz zaten:)) Sizin planlarınız neler? Umarım herkes gülücüklerle dolu bir haftasonu geçirir...